Acil Servis - Sahne Oyunu

ACİL SERVİS

Perde açılır. Sahnede hastane dekoru. Sedye, ilk yardım müdahale masası, pansuman aletleri, masa, sandalye, Masanın üstünde telefon, reçete, kalemlik, vs…
Sahneye hemşire girer.

HEMŞİRE: Doktor Bey, Doktor hanım. İkisi birden nereye kayboldular.
İçeri bir hasta girer.
HEMŞİRE: Hastane Allah’a emanet.
HASTA: Öyleyse ben gideyim.
HEMŞİRE: Nereye?
HASTA: Kahveye maça!
HEMŞİRE: Siz kahvede maç mı yapıyorsunuz?
HASTA: Hııı karşılıklı iki direk kurduk, maç yapıyoruz.
HEMŞİRE: Zor olmuyor mu?
HASTA: Niye zor olsun.
HEMŞİRE: Kahvenin içinde çift kale maç yapmak.
HASTA: Ne Kahvesi!
HEMŞİRE: Türk kahvesi, nereden bileyim ne kahvesi, sen söyledin…
HASTA: Ne söyledim?
HEMŞİRE: Kahveye maç yapmaya gidiyorum dedin.
HASTA: Ben söyledim sende balıklama atladın. Maç yapmaya değil, izlemeye gidiyorum.
HEMŞİRE: Bu darbeyi nerede aldın?
HASTA: Stadyumda.
HEMŞİRE: Ne oldu, stadyum mu çöktü. Nasıl oldu bu iş?
HASTA: Şimdi biz iki arkadaş, güzel hafta sonumuzu değerlendirip, güzel bir maç izlemek için güzel güzel stadyuma girdik. Maç başladı, onuncu dakikada bizimkiler bir attı tam sevinecektik ki, hakem golü vermedi.
HEMŞİRE: Neden?
HASTA: Ofsayt varmış.
HEMŞİRE: Ofsayt varsa doğru karar.
HASTA: Gez göz arpacıktan değil, dürbünle bakıyoruz. Kendini bilmez 50 bin liralık hakem.
HEMŞİRE: O elli bin lira neyin nesi.
HASTA: Maça gidiyoruz sinemaya değil. Böyle durumlarda, tedbirli ve tedarikli olacaksın.
Bizde tedbirimizi aldık içeri pet şişe almadılar, bende cebimdeki 50 bin lirayı hakeme fırlattım.
HEMŞİRE: Ne oldu?
HASTA: Hakemin kafasından kanlar boşalmaya başladı, hakemde maçı iptal etti.
HEMŞİRE: Eeee sonra ne oldu.
HASTA: Sonrası malum dışarı çıktığımızda karşı taraf bizleri kılıç kalkan ekibiyle karşıladı ve neticesinde buradayız.
HEMŞİRE: Sizlerde adam gibi oturup maçınızı izleseydiniz, bunlarda başınıza gelmezdi.
HASTA: İzlemesine izleyeceğim de iki kişiyle maç izlemek zevkli olmuyor.
HEMŞİRE: İki kişimi, sizden başka seyirci yok muydu?
HASTA: Varda yok!
HEMŞİRE: Nasıl oluyor bu iş.
HASTA: Şimdi şöyle oluyor. Aslında stadyum dolu, ama bunlar seyirci değil.
HEMŞİRE: Peki ne bunlar?
HASTA: Spor eleştirmeni, hakem. Teknik direktör. Biri oradan bağırır, bu futbolcu ilk onbire alınır mı? Bir diğeri, çıkarsana kırmızı kartı nasıl hakemsin sen! Kimisi maçın m sinden anlamaz yorum yapar, yani sizin anlayacağınız gerçek seyirciyi bulmak çok zor.
HEMŞİRE: Tamam tamam bana vaaz verme geç şöyle otur, doktor gelince seninle ilgilenir.
HASTA: Geç kalır mı?
HEMŞİRE: Ne acelen var. Başka delinecek yerlerini deldirmeye mi gideceksin. Geç şöyle bekle.
Sahneye Hasta Bakıcı girer.
H.BAKICI: Beklemez hemşire hanım bu tarz şeyler beklemez
HASTA: Ne tarz şeyler beklemez.
H.BAKICI: Başhekim çok yoğun. Hiç kimseyi beklemez.
HASTA: Niye başhekim Eminönü Üsküdar feribotumu zamanı geldiğinde kalksın, kimseyi beklemesin.
H.BAKICI: Beni burada oyalama meşgul adamım. Başhekim doktorları odasında bekliyor.
HEMŞİRE: Ne yapacakmış
H.BAKICI: Başhekime ne yapılacağı sorulmaz. O söyler biz yaparız.
HEMŞİRE: Burada da kraldan çok kralcılar var.
H.BAKICI: Bana öyle deniz ötesinden laf atma. Ben şimdi gidip şu doktorları bulayım.
HEMŞİRE: Hazır doktorların yanına gidiyorsun şu hastayı da götür bir baksınlar.
H.BAKICI: Yürü kardeşim yürü, burada fazla kalma, kılıç yarası adamı öldürmez, ama bunun lafları adamı sakat bırakır.
Hasta ve hasta bakıcı sahneden çıkar.
HEMŞİRE: Sen bana bir şey mi söyledin? Beni bekleyin.
Hemşirede arkalarından çıkar.
Sahneye iki stajyer girer.
I. STAJER: Heyt be yaşadık!
II. STAJER: Ne oldu niye bu kadar seviniyorsun?
I.STAJER: Başhekimin söylediklerini duymadın mı? Bizi Profesör veya Doçent değil, sırada bir Doktor sınava alacak.
Doktor hemşire ile sahneye girer.
II. STAJER: Doktor geliyor.
DOKTOR: Evet arkadaşlar. Bu sizin öğrenciliğinizin son yılı, gelecek yıl meslektaşımız olarak insan sağlığına yardımcı olabilmek için göreve başlayacaksınız ve şuna da eminim ki ikinizde bu sınavdan başarı ile geçeceksiniz. İkinize de şimdiden başarılar dilerim.
Doktor hemşireye dönerek.
DOKTOR: Hemşire Hanım içeri girip hastayı getirir misiniz?
Hemşire sahneden çıkar, hastayla birlikte tekrar içeri girer.
DOKTOR: Karşınızda görmüş olduğunuz hastanın hal, hareket, tavırlarına bakarak bu hastanın hastalığını hanginiz söylemek ister.
I.STAJER: Yüz ifadesi bir şey anlamadığını ortaya koyuyor, korkar gibi bir hali var. Demek ki bu hasta duymuyor.
Hasta söze karışır.
HASTA: Kulaklarında problemi olan hasta dışarıda bekliyor. Ben burnumdaki, eti aldırmak için buradayım.
DOKTOR: Hemşire Hanım hastayı götürebilirsiniz. Diğer hastayı içeri alın.
Hemşire hastayı dışarı çıkarır.
DOKTOR: Biraz daha dikkatli olmalısınız. İyi bir doktor iyi bir hemşire kısacası, iyi bir sağlık personeli iyi bir gözlemci demektir.
Hemşire diğer hastayı içeri getirir.
Hasta biraz topallamaktadır.
Doktor stajerlere ikinci soruyu sorar.
DOKTOR: Şu karşınızda görmüş olduğunuz hastanın sağ bacağı sol bacağından biraz daha kısa böyle bir durumda ne yaparsınız?
Stajerler biraz düşündükten sonra ikinci stajer sessizliği bozar.
I.STAJER: Doktor bey doğrusunu isterseniz aynı durumda siz olsaydınız, sizde topallardınız.
DOKTOR: Hemşire Hanım bu hastayı da dışarı çıkarabilirsiniz:
Hemşire hastayı dışarı çıkarır: Doktor I. ve II. stajerlere döner:
DOKTOR: Şu ana kadar sorduğum soruların hiç birini doğru yanıtlayamadınız. Soracağım son soruya da doğru cevap alamazsam başhekimin nasıl davranacağını tahmin edebilirsiniz herhalde. Soruyu soruyorum dikkatle dinleyin. Boğulmak üzere olan bir insana ilk yardım müdahalesi nasıl yapılır?
II. STAJER: Boğulma vakasına göre değişir.
DOKTOR: Örneğin kordon boyunda yürürken arkadaşınız denize düşüyor ve yüzmesini bilmiyor
bu durumda ne yaparsınız.
II. STAJER: Tabi ki etrafımdakilerden yardım isterim.
DOKTOR: Yüzmesini bilmiyor musun?
II. STAJER: Yüzmesini biliyorum.
DOKTOR: Yüzmesini biliyorsun da neden başkasından yardım bekliyorsun? Denize atlayıp arkadaşını kurtarsana.
II. STAJER: Şakamı yapıyorsunuz Doktor hanım Altınkum sahillerinden bahsetmiyoruz,
Kordon boyundan bahsediyoruz. Ben aklımı yemedim, lağım suyuna atlayacak kadar da enayi değilim.
DOKTOR: Ama arkadaşın boğuluyor.
II. STAJER: Merak etmeyin Doktor hanım bir kahraman gelir kurtarır nasıl olsa.
DOKTOR: Neyse boğulma tehlikesi geçiren birine ilk yardımı kısaca kim özetleyecek.
I.STAJER: Önce vatandaşı sudan çıkaracaksın, sonrada suyu vatandaştan çıkaracaksın.
DOKTOR: Hemşire Hanım, bunları doğru başhekimin odasına çıkarın.
Sahneden çıkarlar.
DOKTOR: Bunları da gönderdiğime göre benim kini bir arayayım da birazcık moralime doping olsun.
Doktor telefonun ahizesini kaldırır aramaya başlar.
DOKTOR: Alo! Merhaba canım, nasılsın?
Biraz dinledikten sonra konuşmaya devam eder.
DOKTOR: Teşekkür ederim.
Karşısındakinin konuşmasını dinler, tekrar konuşmaya başlar.
DOKTOR: Ne olsun bir tanem hep aynı, önce ipini koparan basmahaneye giderdi şimdi hastane geliyor. Psikopatı, jiletçisi, açığı, kaçığı ne ararsan var. Hem bunları bir kenara bırakalım, sana yazdığım şiiri okuyayım.
Sen orada bir yabancı
Ben burada bir çare
Sen tazecik açan bir gül
Ben sevmişim ne çare

Nameler dökülür dilimden
Bir şey gelmez ki elimden
İçim yanar çok derinden
Ben sevmişim ne çare

Nasıl beğendin mi?
Dinledikten sonra devam eder.
Yok, canım sana öyle geliyor. Bu kadar olumsuzluğa rağmen hastanemizde her şey güllük gülistanlık. Hiçbir şikâyet yok, gelen tüm hastalara anında müdahale ediliyor.
Hemşire apar topar içeri girer.
HEMŞİRE: Affedersiniz Doktor Hanım dün sabah getirilen acil vaka ortalığı kan gölüne çevirdi.
Doktor telefonun ahizesini eliyle kapatır.
DOKTOR: Bak şu saygısıza, bize mi sordu da hastalandı şimdi ortalığı karıştırıyor.
HEMŞİRE: Hasta ortalığı karıştırmıyor.
DOKTOR: Şimdi sen hastanın ortalığı kan gölüne çevirdiğini söylemedin mi?
HEMŞİRE: Evet söyledim ama bu sıradan bir hasta değil. Adam trafik kazası geçirmiş, her tarafı paramparça kanlar içinde, kapının önünde bir köşeye atmışlar orada öylece yatıyor.
DOKTOR: Şu Mezopotamyalı mı?
HEMŞİRE: Hayır İstinyeli
DOKTOR: Hani şu kısa boylu şişman olan mı?
HEMŞİRE: Kısa boylu şişmanlara fazla rağbet olmadığından, zayıf uzun boylusu gelmiş.
DOKTOR: Sen saçmalıyorsun.
HEMŞİRE: Ne saçmaladığımı ben biliyor muyum, beni de kendinize benzettiniz.
DOKTOR: Eğer sudan sebepten bir vaka için rahatsız ediyorsan seni savaş ay’ın programına konuk ederim haberin olsun.
Doktor telefonla konuşmaya kaldığı yerden devam eder.
DOKTOR: Affedersin hayatım burada bana bir dakika rahat yok. Sen bir yere ayrılma, birazdan seni arar son yazdığım şiiri de okurum.
Doktor telefonu kapatır. Hemşire ile birlikte sahneden çıkar. Sahneye polisle sarhoş girer.
POLİS: Sen buradan ayrılma, ben doktoru alıp hemen geliyorum.
SARHOŞ: Benim doktorluk bir işim yok, zaten geç kaldım bırakın gideyim.
POLİS: Nereye geç kaldın?
SARHOŞ: Zamanında yetişmezsem kovulurum.
POLİS: Anladım, patrondan habersiz dolaşırken kaza yaptınız.
SARHOŞ: Bu kazada benim suçum yok. Normal yolumuzda gidiyorduk geldi bize çarptı.
POLİS: Bunca yıllık meslek hayatımda, ben böyle trafik canavarı görmedim. Dümdüz yolda göz göre göre resmen üzerinize çıkmış.
SARHOŞ: Böyle insanları bırakın trafiğe, evden dışarı bile çıkarmayacaksın.
POLİS: Görüyorsun işte küçük bir dikkatsizlik onlarca insanın ölümüne, onlarca insanın yaralanmasına sebep oldu.
SARHOŞ: Cezalandırılmalı polis bey, öyle bir ceza verilmeli ki bırakın araba kullanmayı,
bir daha oyuncak arabayla oynamaya dahi cesaret edemesin.
POLİS: Söylediğin iyi güzel de şoför kayıp
SARHOŞ: Şoför kayıp yaptığı şey çok ayıp. Bak biz kayboluyor muyuz? Alnımız açık yüzümüz ak
POLİS: Bir yakalansa ak mı kara mı onu o zaman görecek. Ama adam ortalıkta yok, yer yarıldı da içine girdi sanki.
SARHOŞ: Kaçmıştır o kaçmıştır, hatalı olduğunu anlayınca kaçmıştır.
POLİS: Arabanın önü komple gitmiş, şoför ölmediyse de ağır yaralıdır. O halde nereye kaçsın, bu arada siz nereye gidiyorsunuz?
SARHOŞ: Bodrum’a
POLİS: Belli zaten.
SARHOŞ: Sen nereden anladın?
POLİS: Elindeki içki şişesine bakılırsa, eğlenceye biraz erken başlamışsınız.
SARHOŞ: Yok ben eğlenmiyordum, benim haricimde herkes eğleniyordu.
POLİS: Eğlenmek güzel şey, ama onu tadında bırakmak lazım.
SARHOŞ: Doğru söylüyorsun ama nerede, Mustafa Sandal’ın O’nun arabası var şarkısına nispet, yeni bir şarkı bestelenmiş onu söylüyorlardı.
POLİS: Adı ne bu şarkının?
SARHOŞ: Dikkatli ol, frene bas, direksiyona hâkim ol, biraz gaz kes, bu şoför uyuyor mu? Yoksa manyak mı? İçtiği viski mi? Yoksa kanyak mı?
POLİS: Ben bu şarkıyı hiç duymadım.
SARHOŞ: Bende duymamıştım, kazadan önce duydum.
Polis sarhoşun elinde ki içki şişesini alır
POLİS: Yeter artık şu içkiyi, yeterince içmişsin zaten. Umarım arabada da böyle içmiyordunuz.
SARHOŞ: Yok ben arabada içki içmem.
POLİS: İnkâr mı ediyorsun?
SARHOŞ: Neyi
POLİS: Alkollü olduğunu
SARHOŞ: Ben böyle bir şey söylemedim.
POLİS: Ama sen arabada içki içmediğini söyledin.
SARHOŞ: Evet arabada içmiyorum, nedenini biliyor musun?
POLİS: Bunu bilmeyecek ne var, kazaya sebep olmamak için.
SARHOŞ: Bilemedin, ben alkolü serum şişesi gibi arabanın tavanına asıyor damardan alıyorum.
POLİS: Kaza anında yanınızda ki şoförde sizin gibi yapmıyordu umarım.
SARHOŞ: Yok yedek şoför arabanın arkasında uyuyordu.
POLİS: Ben arabayı kullanandan bahsediyorum.
SARHOŞ: Arabayı ben kullanıyordum.
POLİS: Tabi içki şişede durduğu gibi durmuyor. Adam kendini şoför zannediyor.
SARHOŞ: Bana öyle sarhoş muamelesi yapma tamam mı? Kabul ediyorum, biraz içtim ama sarhoş değilim.
POLİS: Araba uzaktan kumandalımıydı?
SARHOŞ: Hayır.
POLİS: Öyleyse nasıl kullanıyordun?
SARHOŞ: Kalıbımı basarım bu polis araba kullanmasını bilmiyor.
POLİS: Tepemin tasını attırma, şoförün arka koltukta ne iş var?
SARHOŞ: Hangi koltukta?
POLİS: Dönerli koltukta.
SARHOŞ: Ben dönerli koltuk sevmem.
POLİS: Nasıl bir şey tercih edersiniz, beyefendi.
SARHOŞ: Ben amortisörlü koltuk severim düğmesine bas yukarı, aşağı,ileri geri.
POLİS: Olur beyefendi istersen sana da ceylan derisinden yaptıralım.
SARHOŞ: Senin canın koltuk mu çekti. Çektiyse çekinme söyle bir tane ayarlayayım.
POLİS: Ne koltuğu?
SARHOŞ: Nerden bileyim bir koltuk sevdasıdır gidiyor. Koltuk aşağı koltuk yukarı, Polis misin Politikacı mısın belli değil.
POLİS: Çıldırtma adamı senin arabanın arka koltuğunda ne işin vardı?
SARHOŞ: Bu benim suçum değil. Kaza anında otobüsten otomobile transfer olmuşum.
POLİS: Bir dakika, bir dakika. Sen otobüsün şoförü müsün?
SARHOŞ: Evet, sen ne zannetmiştin?
POLİS: Demek sen otobüsün şoförüsün. Seni çakıl taşları altında ararken, yanımda buldum. Yürü gidiyoruz.
SARHOŞ: Nereye?
POLİS: Karakola, ifadeni almaya.
SARHOŞ: Yok ben gelmeyeyim, doktorda neredeyse gelmek üzere.
POLİS: Gördüğüm kadarıyla, senin kazadan oluşan herhangi bir yaran yok.
SARHOŞ: Olmaz olur mu, bak şu parmağımın ucu morarmış.
POLİS: Demek parmağının ucu morarmış. Onca insanın ölümüne onca insanın yaralanmasına neden olan bir trafik canavarının, daha çok yeri moraracak gibime
SARHOŞ: Beni öyle evirip çevirme, kategorize etme, ben yasal olan telefon hakkımı kullanmak istiyorum.
POLİS: Yarı yarı’ya ve seyirciye sorma hakkını kaybettin. Sadece bu kaldı onu da iyi değerlendir.
SARHOŞ: Memur Bey.
POLİS: Yine ne var?
SARHOŞ: Bu telefonun sıfırını çalmışlar.
POLİS: Telefonu ters tutmuşsun.
SARHOŞ: Telefonun tersi dönmüş.
POLİS: Telefonun tersi dönmemiş. Ters tutuyorsun, şöyle tut.
SARHOŞ: Memur Bey bunun dört ‘ü,dört tane hangisine basacağım.
POLİS: Tabi çektin kafayı. Çektin kafayı şimdi dörtte görürsün on dörtte, yukarıdan aşağı ikinci tuşa bas.
SARHOŞ: Yukarıdan aşağıdaki, tuşta bir var.
POLİS: Altındakine bas.
SARHOŞ: Basıyorum basıyorum elim boşa gidiyor.
Polis alır numarayı çevirir sarhoşa verir.
SARHOŞ: Sayın amirim.
POLİS: Sen ne diyorsun ya. Ne amiri.
SARHOŞ: Burada bir polis var. Karakola götürmek istiyor. Telefonu mu vereyim amirim, anlaşıldı amirim hemen veriyorum. Sayın amirim sizi istiyor.
POLİS: Buyurun amirim. Yok, amirim ne karakolu burada pansumanını yaptırıp evine
Göndereceğiz. O kadar önemli bir şey değil, sadece on ölü on beş yaralı var amirim.
Ne! Eve göndermeyelim mi? Terminale mi? Yola mı çıkacak? Sen nerenin amirisin?
Demek terminalin amirisin… Amiri. Demek terminalin amirini aradın.
Sabahtandır bizim burada dizimizin bağı çözülüyor. Yürü karakola.
SARHOŞ: Sen benim dayımı tanıyor musun dayımı?
POLİS: Tanımıyorum ne olacak.
SARHOŞ: Benim dayım Ankara da.
POLİS: Ankara’da mı?
SARHOŞ: Hem de Çankaya’da çok yükseklerde.
POLİS: Bakan mı?
SARHOŞ: Bakan herkese bakıyor.
POLİS: Nasıl yani?
SARHOŞ: Nasıl olacak iş bulamadığı için ev kirasını ödeyemedi evden attılar. Dayımda 22 katlı binanın çatısına yerleşti, gelene geçene tepeden bakıyor.
POLİS: Şimdi seni bir tepelersem tepeden bakmayı görürsün benimle dalga mı geçiyorsun?
SARHOŞ: Olur mu öyle şey memur bey ben babamla dayımı karıştırdım.
POLİS: Baban mı tepeden bakıyor.
SARHOŞ: Babam yeraltı dünyasının babası.
POLİS: Yeraltı dünyası mı?
SARHOŞ: Babamın emrinde en az on bin insan var.
POLİS: On bin insan mı? O kadar insanın parasını nasıl veriyor.
SARHOŞ: Yeraltı dünyasında para sorunu yok.
POLİS: Tabi memleketin haracını bende yesem benimde para sorunum olmaz.
SARHOŞ: Şunun adına bahşiş desek.
POLİS: Milyon dolarlık bahşiş.
SARHOŞ: Ne doları? En fazla veren on milyon yirmi milyon veriyor.
POLİS: Saygı değer yeraltı dünyasının babası yani babanız ne iş yapıyor.
SARHOŞ: Mezarlık bekçisi.
POLİS: Demek mezarlık bekçisi, yürü bakalım.
SARHOŞ: İmdat! Adam öldürüyorlar, beni kurtaracak biri yok mu? Polis polis yok mu?
POLİS: Var. Hem de yanı başımda. Yürü bakalım. Karakola gidiyoruz.
Polis ile sarhoş sahneden çıkar. Sahneye hemşire girer, sedyeyi kaptığı gibi sahneden çıkar. Sahneye doktor ile hemşire girer.
DOKTOR: Evet hemşire hanım, bahsettiğin acil vakayı bulamadık, bunun mantıklı bir açıklaması vardır herhalde.
HEMŞİRE: Belki canı sıkıldığı için yürüyüşe çıkmıştır.
DOKTOR: Saçmalama, sosisli sandeviçe dönmüş arabanın içinden çıkan bir yaralı nasıl yürüyüşe çıksın?
Aradıkları hasta sahneye girer. Hastanın elbiseleri parçalanmış ve kanlar içindedir.
HEMŞİRE: Geldi doktor hanım geldi.
DOKTOR: Ne oluyor yine, ne geldi?
HEMŞİRE: Kaybolan yaralı geldi.
DOKTOR: İyi de siz yanlış yere geldiniz.
HASTA: Nereye gitmem gerekiyordu?
DOKTOR: Adli tıp morguna.
Yaralı hasta biraz alkollüdür.
HASTA: O nedenmiş o?
DOKTOR: Neden olacak sizde biçilecek dikilecek yer kalmamış.
HASTA: Olsun siz yine de dikilecek yerleri dikin, overlok yap, zikzak yap, reçme geç.
DOKTOR: Ne oldu sana böyle, araba mı çarptı?
HASTA: Hayır.
DOKTOR: Kamyon mu çarptı?
HASTA: Hayır, biraz yukarı çık.
DOKTOR: Tır mı çarptı?
HASTA: Çık yukarı çık.
HEMŞİRE: Ben buldum buna çarpsa çarpsa tren çarpmıştır.
HASTA: Hiç biriniz bilemediniz, bana uçak çarptı.
DOKTOR: Nasıl olur sen yerde, uçak havada.
HASTA: İki gün önce arkadaşlarla biraz içtik. Arabaya bindik tam gaz gidiyorduk sürat yüz doksan iki yüze ulaşmıştı ki uçuşa geçtik, film koptu. İşte ondan sonrasını hatırlamıyoruz. Biz mi gökyüzünde uçağa çarptık, uçak mı yeryüzünde bize çarptı, henüz anlamış değilim.
DOKTOR: Sigortanız var mı?
HASTA: Sigortam vardı. Kazada tık attı.
DOKTOR: Bağ kur’unuz var mı?
HASTA: Bağ kurmayı çok severim üzüm bağı, elma bağı, nar bağı.
DOKTOR: Siz kursanız kursanız ayva bağı kurarsınız.
HASTA: Efendim?
DOKTOR: Siz ayvayı yemişsiniz.
HASTA: O kadar belli oluyor mu?
DOKTOR: Ney. Belli oluyor mu?
HASTA: Ayva yediğim, ben ayvayı çok severim. İçki içerken yanında iyi gidiyor.
DOKTOR: Ben onu demek istemedim.
HASTA: Ne demek istediniz?
DOKTOR: Yani sen gidicisin.
HASTA: Tebrik ederim doktor hanım bir seferde bildiniz. Ben buradan çıktım mı Kanada’ya gideceğim
DOKTOR: Görünüşe göre Kanada’ya değil Karaca Ahmet Mezarlığı’na gideceksin.
HASTA: Karaca Ahmet, Kanada’dan daha mı sıcak.
DOKTOR: Olmaz olur mu orada zebaniler ısıtmak için seni bekliyorlar. Cayır cayır ısınacaksın.
HASTA: O sıcaklığı yalnız yaşamak istemiyorum doktor. Hemşirede benimle gelsin.
DOKTOR: Çek elini sana da yüz verdik astar isteme.
HASTA: Astar değil doktor sizden hemşire yi istiyorum.
DOKTOR: Fazla konuşma paran var mı?
HASTA: Neden sordunuz, yoksa Titan’a üye mi yapacaksınız?
DOKTOR: Saçmalama ne Titan’ı?
HASTA: Kenan ŞERAN oğlu titanı.
DOKTOR: Nerden çıkardın Kenan ŞERAN oğlunu?
HASTA: Ben çıkarmadım, onu annesine babasına sorun.
DOKTOR: Bırak şimdi Titan’ı mitanı.
HASTA: Nasıl bırakayım doktor hanım Titan uğruna tam on bin markım gitti.
DOKTOR: Bırakın şimdi Titan’ı mitanı, Titan batalı yıllar oldu.
HASTA: Bu memlekette daha ne Titanlar var, titan titana.
DOKTOR: Siz buraya derdinizi anlatmaya mı yoksa tedavi olmaya mı geldiniz.
HASTA: Beni buraya yaram sarılsın diye getirdiler. Siz parayı ne yapacaktınız?
DOKTOR: Ameliyat için gerekecek. Mesela iğne, narkoz ve ameliyatta kullanacağımız bir takım malzemeler için para gerekecek. Bu da sizde olmadığı için biraz canınız acıyacak gibime geliyor.
HASTA: Doktor Hanım, para konusunu hiç düşünmeyin. Ben o işi hallederim. Siz iğnenizi yapın, normal ameliyata alın.
DOKTOR: Hemşire Hanım siz iğnenizi yapın bende gidip ameliyathaneyi hazırlayım.
Doktor sahneden çıkar.
HEMŞİRE: Dön bakayım arkanı şu iğneyi bir yapalım.
HASTA: Ben kimse ye arkamı dönmem.
HEMŞİRE: Sen arkanı dönmezsen bu iğneyi nasıl yapabilirim?
HASTA: Ben iğneden çok korkarım.
HEMŞİRE: İyi ben de iğne yapmayayım nasıl olsa doktor canlı canlı diker.
HASTA: Ben iğne yi çok severim hatta arada sırada bir beş on tane yaptırırım.
HEMŞİRE: Öyleyse dön arkanı.
Hemşire iğne yi yapar sahneden çıkar. Hasta da arkasından çıkar. Sahneye doktor ile hemşire tekrar girer, hastayı yerinde bulamazlar.
DOKTOR: Nereye gitti şimdi bu hasta?
HEMŞİRE: Aman doktor hanım, o haliyle nereye gidecek birazdan gelir.
DOKTOR: Aman onunla mı uğraşacağız sanki tek hasta omu gelirse gelir.
HEMŞİRE: Doktor Hanım sen bana bir şey söyleyecektin, hastalar gelince yarım kaldı. Ne söyleyecektin. Merak ettim de.
Doktor biraz dolaştıktan sonra hemşire ye döner.
DOKTOR: Benimle bir iddiaya var mısın?
HEMŞİRE: Ne hakkın da?
DOKTOR: Buraya gelen ilk hastanın yaşını en yakın tahmin eden birtakım elbise kazansın.
HEMŞİRE: Hay Allah senden razı olsun.
DOKTOR: O neden o?
HEMŞİRE: Kaç yıldır bir takım elbisem olmamıştı.
DOKTOR: Dur bakalım dereyi görmeden paçaları sıvama. Ya kaybedersen.
Başı sarılı orta yaşlı bir kadın içeri girer. Hemşire hastayı karşılar.
HEMŞİRE: Buyurun Hanım Efendi, şöyle oturun.
HASTA: Teşekkür ederim.
Hasta hemşirenin gösterdiği yere oturur.
DOKTOR: Görünüşe göre kafanızdan büyük bir darbe almışsınız.
HASTA: Fazla büyük sayılmasa da darbe aldığım kesin.
DOKTOR: Ne oldu?
HASTA: Belediyenin kazdığı kanalizasyon çukuruna düştüm.
DOKTOR: Bunlar hep dikkatsizliğin sonuçlarıdır.
HASTA: Aslını söyleyecek olursak bu çukura düşmemde hiçbir suçum yok.
DOKTOR: Kimin suçu var? Düştüğün çukurdan belediyeyi suçlayacak değilsin herhalde.
HASTA: Belediyenin değil, suç yağmurun.
DOKTOR: Çukurla yağmurun ne alakası var şimdi?
HASTA: Olmaz olur mu doktor hanım, yağmur sen aşırı yağ, çukuru kamufle et, biz arkadaşları ziyarete Sinan dedeye gidiyorduk, bir baktık ki kanalizasyon çukuruna gömülmüşüz.
DOKTOR: Çok çok geçmiş olsun.
HASTA: Kurtulmamız mucize oldu, böyle mucizeler her zaman olmayabilir, geçen yıl aynı böyle bir olay arkadaşların ölümüne neden olmuştu.
DOKTOR: Hemşire Hanım, şu başındaki sargıyı çıkarın da hastanın yarasına bakalım.
Hemşire hastanın sargısını çıkarır. Doktor hastanın yarasına bakar.
DOKTOR: Kafanız çok kötü yarılmış.
Doktor hemşire ye dönerek.
DOKTOR: Hemşire Hanım hastanın kafasına dikiş atacağımız bölgeyi bir zahmet keselim.
Hemşire hanım hastanın saçlarına bakar, hastaya dönerek.
HEMŞİRE: Nasıl olsun hanım efendi?
HASTA: Bol köpüklü orta şekerli olsun?
HEMŞİRE: Kadına bak ya! On kuruşluk bir dikiş attıracak on beş kuruşluk kahveden bahsediyor.
HASTA: Affedersiniz, yanlış anladım galiba. Dervişin fikri neyse zikride odur derler.
HEMŞİRE: Hanım Efendi traşınız nasıl olsun diyorum.
HASTA: Kahküllerimi kısaltın lütfen dikiş atılacak yerleride fazla kesmeseniz sevinirim.
HEMŞİRE: Hanımefendi ben anlatamıyorum herhalde, kafanızı nasıl keselim?
HASTA: Fesubhanallah siz burada kafamı kesiyorsunuz? Ne suç işledim ki ben.
HEMŞİRE: Hanımefendi ben şu mendebur saçlarınızı nasıl keseceğimi soruyorum.
HASTA: He anladım, altı yüz elli yedi sayılı devlet memurları kanununun yedinci maddesinin bilmem kaçıncı fıkrasına göre kes gitsin anasını satayım.
HEMŞİRE: O kadar kanunları bilseydim hukukçu olurdum.
DOKTOR: Eee uzattınız ama hanımefendinin istediği gibi mi kesilecek canım. Makası getir dikiş atacağımız yeri keselim de dikiş atalım.
.......................................
DOC Dosyasını İndir - Tamamını İndir: http://www.4shared.com/file/123314935/d053f939/AcilServis.html

Ders Notları (Yeni Eklenen)

Merak Edilenler (Yeni Eklenen)